Kocaeli Neden Definecilerin İlgisini Çekiyor?
Kocaeli denildiğinde akla yalnızca sanayi ve İstanbul’a yakınlığı gelmiyor. Bölge, antik çağlardan Osmanlı dönemine kadar uzanan son derece zengin bir tarihsel geçmişe sahip.
Antik Nikomedya, bugünkü İzmit çevresinde önemli bir merkez olarak varlığını sürdürürken, Kocaeli genelinde farklı dönemlere ait tümülüsler, mezar yapıları ve arkeolojik alanlar bulunuyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan Kocaeli Ansiklopedisi'nde de il sınırları içerisinde çok sayıda tümülüsün bulunduğu; Kutluca Kubbeli Mezarı, Üçtepeler Büyük Tümülüs, Akmeşe Güvercinlik Tümülüsü ve Aytepe Tümülüsü gibi yapıların bunlar arasında yer aldığı belirtiliyor.
İşte bu tarihsel zenginlik, zaman içerisinde çeşitli define hikâyelerinin de ortaya çıkmasına zemin hazırladı.
Ancak tarihi açıdan zengin bir bölgede bulunmak, toprağın altında mutlaka altın veya define olduğu anlamına gelmiyor.
Çingenpınarı’nda Tümülüsler Koruma Altına Alındı
Kocaeli'deki define tartışmasını yeniden gündeme taşıyan gelişmelerden biri, Gebze'nin Denizli Mahallesi'ndeki Çingenpınarı Mevkii oldu.
Bölgede daha önce herhangi bir sit alanı veya tescil kaydı bulunmazken yapılan incelemelerde taş yığma şeklinde tümülüsler tespit edildi. Kocaeli Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 19 Ağustos 2026 tarihli ve 8928 sayılı kararıyla, 208 ada 1 parselin tümülüslerin bulunduğu bölümünün 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine karar verildi.
Bölgede kaçak kazılar nedeniyle tahribat bulunduğuna ilişkin haberler de yayımlandı. Yapılan uzman incelemelerinde bazı taş yığmaların mezar yapılarıyla ilişkili olabileceği değerlendirildi.
Bu gelişme aslında define söylentilerinden daha önemli bir noktaya işaret ediyor:
Toprağın altında gerçekten korunması gereken tarihi yapılar bulunabiliyor; ancak bunların değerini belirleyen şey altın olup olmamaları değil, taşıdıkları arkeolojik bilgi.
“Mübadelede Gidenlerin Altınları” Efsanesi
Kocaeli'de yıllardır anlatıldığı belirtilen hikâyelerden biri, bölgeden ayrılan Rum ve Ermeni ailelerin geride altın, para veya değerli eşyalar bıraktığı yönündeki söylentiler.
Bu tür anlatılar yalnızca Kocaeli'ye özgü değil. Anadolu'nun farklı bölgelerinde de göçler, savaşlar ve yer değiştirmeler üzerinden benzer define hikâyeleri anlatılıyor.
Ancak sözlü olarak aktarılması, bir hikâyenin tarihsel olarak kanıtlandığı anlamına gelmiyor.
Özellikle üzerinde belirli işaretler bulunduğu iddia edilen eski haritaların, “tılsımlı define krokileri” veya gizli hazine belgeleri olarak pazarlanması konusunda son derece dikkatli olmak gerekiyor.
Bir haritanın eski görünmesi veya üzerinde anlaşılması güç semboller bulunması, onun gerçek bir define haritası olduğunu kanıtlamaz.
Kutluca’da Açılan Çukurlar Tepki Çekmişti
Kocaeli'de kaçak define kazılarının çevre ve yerel halk üzerindeki etkisini gösteren en dikkat çekici örneklerden biri Körfez ilçesine bağlı Kutluca Mahallesi olmuştu.
2019 yılında bölgede yaşayan vatandaşlar, farklı büyüklüklerde çok sayıda çukur açıldığını ve bunların hayvanlar açısından tehlike oluşturduğunu anlatmıştı.
Dönemin haberlerinde, yaklaşık 5 kilometrelik alanda 50'den fazla çukur bulunduğu yönündeki mahalle sakinlerinin ifadelerine yer verilmişti. Vatandaşlar, çukurlara zaman zaman hayvanların düştüğünü ve bölgenin zarar gördüğünü belirtmişti.
Kutluca'nın tarihsel açıdan da dikkat çekici olması olayın başka bir boyutunu ortaya koyuyor. Bölgede bulunan tarihi tümülüs ve mezar yapılarının kaçak kazılardan zarar gördüğüne ilişkin haberler daha önce de yayımlandı.
Define Ararken Tarihi Yapılar Yok Oluyor
Define arama amacıyla gerçekleştirilen kontrolsüz kazıların en büyük problemi, gerçekten değerli bir buluntuya ulaşılması halinde bile bunun arkeolojik bağlamının yok edilebilmesi.
Bir mezarın içinden çıkan tek bir altın sikke, örneğin kendi başına değerli olabilir. Fakat sikkenin hangi yapıda, hangi tabakada, hangi diğer buluntularla birlikte bulunduğu; tarih, kültür ve toplum hakkında çok daha önemli bilgiler sağlayabilir.
Kontrolsüz bir kazıda ise bu bilgiler geri dönüşü olmayacak şekilde kaybolabilir.
Bu nedenle arkeolog açısından “define” ile “arkeolojik buluntu” aynı şey değildir.
Kocaeli’de Define Hikâyeleri Neden Bu Kadar Güçlü?
Kocaeli'nin tarih boyunca önemli yerleşim ve ulaşım güzergâhları üzerinde bulunması, bölgede çok sayıda tarihi kalıntının bulunmasını açıklıyor.
Fakat bu durum zaman içerisinde farklı söylentilerin de büyümesine neden olmuş olabilir.
Kahvehanelerde anlatılan eski hikâyeler, ailelerden aktarılan “dedelerimiz burada altın gömdü” anlatıları, eski mezarlar ve tümülüsler; zamanla birbirine eklenerek gerçek ile efsanenin birbirine karışmasına yol açabiliyor.
Buradaki en büyük sorun ise söylentinin kazıya dönüşmesi.
Çünkü bir define hikâyesi yanlış çıkarsa yalnızca zaman ve para kaybedilebilir. Ancak kazılan yer bir tümülüs, mezar veya arkeolojik yapıysa binlerce yıllık tarih kaybedilebilir.
Sadece Tarih Değil, Doğa da Zarar Görüyor
Kaçak kazıların etkisi tarihi yapılarla sınırlı değil.
Arazide açılan derin ve kontrolsüz çukurlar; insanlar ve hayvanlar açısından fiziksel tehlike oluşturabiliyor. Kutluca'da yaşayan vatandaşların 2019 yılında yaptığı açıklamalar da bu tehlikeyi açıkça ortaya koymuştu.
Kocaeli'de geçmişte doğal alanlardaki ağaç ve kaya oluşumlarının dahi define arama faaliyetlerinden zarar gördüğüne ilişkin haberler yayımlandı. Örneğin 2022'de Körfez'deki Çobangeçidi Kanyonu'nda asırlık bir çınar ağacının ve çevredeki kayaların define aradığı belirtilen kişiler tarafından zarar gördüğü bildirildi.
Bu nedenle konu yalnızca “define bulundu mu?” sorusundan ibaret değil.
Asıl soru, bu arayış sırasında geride ne bırakıldığı.
Kocaeli’nin Asıl Hazinesi Toprağın Üzerinde ve Altında
Kocaeli'nin tarihsel zenginliği gerçek. Tümülüsler, mezar yapıları ve antik yerleşimlerin varlığı arkeolojik çalışmalarla ortaya konulmuş durumda.
Ancak bu gerçek, kulaktan kulağa aktarılan her altın hikâyesini doğrulamıyor.
Çingenpınarı'ndaki son sit alanı kararı da bu ayrımı net biçimde gösteriyor: Bölgede gerçekten korunması gereken arkeolojik değerler bulunuyor ve bu nedenle alan koruma altına alınıyor.
Dolayısıyla Kocaeli'nin “define kaynayan” bir şehir olup olmadığından çok, tarihi miras açısından son derece zengin bir şehir olduğu gerçeğine odaklanmak daha doğru.