Define İşaretleri Gerçekten Bir Şifre Sistemi mi?

Define arama dünyasında kaya üzerindeki bir oyma, hayvan figürü veya geometrik şekil görüldüğünde hemen aynı soru soruluyor:

“Bu işaret ne anlama geliyor ve hazine nerede?”

İnternette bununla ilgili binlerce farklı yorum bulunuyor. Yuvarlak oyukların mezar sayısını gösterdiği, yılanın yön verdiği, üçgenin üç mezara işaret ettiği, kuşun baktığı yönde hazine bulunduğu ya da bir kanalın gizli geçide götürdüğü gibi çok sayıda iddia yıllardır dolaşıyor.

Ancak önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Her kaya işareti define işareti değildir.

Bir taşın üzerindeki şekil doğal oluşum, insan eliyle yapılmış bir kullanım izi, mimari süsleme, mezar veya yapı unsuru ya da tarihî bir sembol olabilir. Dolayısıyla yalnızca şekle bakarak kesin bir gömü noktası belirlemek mümkün değildir.

İşareti Görmek Başka, Anlamını Bilmek Başka

Bir kaya yüzeyinde yuvarlak bir çukur gördüğümüzde bunu tarif etmek kolaydır.

“Yuvarlak bir oyma var.”

Fakat bundan sonra gelen soru çok daha zordur:

“Bu oyma neden yapılmış?”

İşte burada gözlem ile yorum birbirinden ayrılır.

İşaretin anlamını değerlendirmek için bulunduğu konum, kullanılan malzeme, yapım tekniği, çevredeki diğer yapılar ve benzer tarihî örneklerle karşılaştırma gibi bilgiler gerekir.

Aynı şekle sahip iki farklı oyma tamamen farklı amaçlarla yapılmış olabilir.

Bu nedenle yalnızca bir fotoğrafa bakarak “burada kesin hazine var” veya “şu kadar metre ileride gömü bulunuyor” demek güvenilir bir yöntem değildir.

En Çok Merak Edilen Define İşaretleri
Yuvarlak Oyma İşareti

Kaya yüzeylerindeki yuvarlak çukurlar define arayanların en çok ilgisini çeken şekillerden biridir.

Geçmişte bu tür oyukların mezar sayısını, mezardaki kişinin zenginliğini veya hazine miktarını gösterdiği ileri sürülmüştür.

Ancak yalnızca çukurun şekline ve derinliğine bakarak böyle bir sonuca ulaşmak mümkün değildir.

Üstelik yuvarlak bir izin insan eliyle yapılıp yapılmadığını anlamak da her zaman kolay değildir. Doğal aşınmalar da insan yapımı oyuklara benzeyebilir.

Bu nedenle çevredeki diğer izler, yüzeyin yapısı ve bulunduğu alanın tarihsel bağlamı birlikte değerlendirilmelidir.

Yılan Figürü

Yılan figürü define anlatılarında en fazla anlam yüklenen sembollerden biridir.

Kıvrılmış, uzanmış veya birbirine dolanmış bir yılan tasviri farklı şekillerde karşımıza çıkabilir.

Başın baktığı yön, gövdenin kıvrımı ve figürün diğer unsurlarla ilişkisi elbette belgelenebilir.

Fakat buradan “yılanın başının gösterdiği yerde hazine vardır” şeklinde kesin bir sonuç çıkarmak doğru değildir.

Aynı şekilde yılanın uzunluğunu ölçerek belirli bir mesafeyi metre veya adım hesabıyla bulmaya çalışmak da doğrulanmış bir arkeolojik yöntem değildir.

Üçgen İşareti

Üçgen, kayalarda ve farklı yapılarda görülebilen geometrik şekillerden biridir.

Açıları, yönü, çizgilerin yapısı ve oyma tekniği incelenebilir.

Ancak üçgenin köşelerini mezarlara, açısını hazine yönüne veya farklı kombinasyonlarını “bir gerçek, iki sahte hedef” şeklinde yorumlamak evrensel bir arkeolojik kural değildir.

Üçgen bir mimari süslemenin veya geometrik düzenlemenin parçası da olabilir.

Bu nedenle tek bir geometrik şekle bakarak define noktası belirlemek mümkün değildir.

Üzüm Salkımı

Üzüm ve asma motifleri tarih boyunca farklı kültürlerde kullanılmıştır.

Mimari yapılarda, mezar taşlarında ve çeşitli sanat eserlerinde bu motiflere rastlanabilir.

Ancak bir üzüm salkımındaki taneleri altın miktarı, adım veya mezar sayısı olarak yorumlamak için güvenilir bir genel kural bulunmamaktadır.

Bir sembolün tarihsel veya dini anlam taşıması, onun aynı zamanda hazine haritası olduğu anlamına gelmez.

Baklava Dilimi

Baklava dilimi biçimindeki geometrik şekiller de zaman zaman define işareti olarak yorumlanıyor.

Fakat geometrik bir motifin yönünden mezar, gizli geçit veya hazine konumu çıkarmak için yalnızca şeklin kendisi yeterli değildir.

Özellikle farklı şekilleri birbirine benzeterek otomatik anlamlar yüklemek yanıltıcı olabilir.

Burada önemli olan şeklin tamamını, yüzeydeki diğer unsurları ve bulunduğu yapıyı birlikte değerlendirmektir.

Dama Taşı ve Izgara Şeklindeki İzler

Karelere ayrılmış bir kaya yüzeyi ilk bakışta dama tahtasını andırabilir.

Ancak bu görünümün gerçekten bir oyun alanı mı, işlevsel bir yüzey mi, mimari unsur mu yoksa doğal oluşum mu olduğu araştırılmadan karar verilemez.

Izgara biçimli bir yüzeyden doğrudan “yer altında tünel var” veya “eşkıya hazinesi burada” sonucunu çıkarmak mümkün değildir.

Kanal ve Oluklar

Kayaların üzerindeki uzun çizgiler ve oluklar da define arayanların sıkça dikkatini çeker.

Ancak bunlar su tahliyesi, taş işçiliği, kullanım izi veya doğal aşınma sonucu oluşmuş olabilir.

Bir oluğun yönünü takip ederek mezar veya gizli geçit aranması gerektiği düşüncesi, tek başına kanıtlanmış bir yöntem değildir.

Özellikle tarihî yapılarda mevcut taşları sökmek veya olukları genişletmek, alanın özgün durumuna zarar verebilir.

Hayvan Figürleri Hazine Gösterir mi?
Köpek Figürü

Kaya üzerindeki aşınmış bir şeklin gerçekten köpek olup olmadığı bile bazen kesin değildir.

Baş, kulak, ayak ve gövde gibi ayrıntılar gözlemlenebilir; ancak hayvanın baktığı yönün doğrudan mezarın yerini gösterdiğini söylemek mümkün değildir.

“Üç adım”, “yedi adım” gibi sabit mesafe tariflerinin bilimsel bir çözümleme yöntemi olduğu da gösterilemez.

Kertenkele Figürü

Uzun gövde, kuyruk ve küçük uzantılar kertenkele benzeri bir figür izlenimi yaratabilir.

Ancak baş ve kuyruk yönünden belirli bir arama alanı çıkarmak mümkün değildir.

Üstelik doğal çatlakların birleşmesiyle de canlı figürlerini andıran şekiller oluşabilir.

Fotoğrafın çekildiği açı, gölge ve ışık da algıyı değiştirebilir.

Kuş, Güvercin ve Tavus Kuşu

Kuş figürleri farklı kültürlerin sanatında oldukça yaygındır.

Bir figürün gerçekten güvercin, ördek, leylek veya tavus kuşu olduğunu belirlemek için yeterli görsel ayrıntı gerekir.

Kuşun baktığı yönün hazineyi gösterdiği veya kuyruğundaki şekillerin mezar sayısını verdiği yönündeki yorumlar ise genel geçer arkeolojik kurallar değildir.

Bir motifin kültürel anlamı ile yer altında değerli eşya bulunması arasında otomatik bir bağlantı kurulamaz.

Aslan Figürü

Aslan figürü tarih boyunca güç, koruyuculuk ve farklı sembolik anlamlarla kullanılmıştır.

Ancak her aslan figürünü kraliyet hazinesi veya değerli eşya deposuyla ilişkilendirmek doğru değildir.

Figürün bir mezar anıtında, mimari yapıda veya bağımsız bir kaya üzerinde bulunması yorum açısından büyük fark yaratabilir.

Sanat motifinin anlamı ile yer altında saklanan bir eşyanın varlığı birbirinden ayrı konulardır.

Boğa Figürü

Boğa figürü farklı kültürlerde güç ve bolluk gibi kavramlarla ilişkilendirilmiştir.

Fakat kaya üzerindeki bir boğa figüründen doğrudan “burada çiftçiye ait hazine var” sonucunu çıkarmak mümkün değildir.

Ayrıca doğal kaya oluşumlarının hayvan figürlerine benzemesi ihtimali de her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.

Balık Figürü

Balık figürü görüldüğünde yakınındaki dere, göl veya su kaynağıyla ilişki kurmak cazip gelebilir.

Ancak balık sembolü farklı dini, sanatsal ve günlük bağlamlarda kullanılmış olabilir.

Balığın kuyruğu veya başının yönünü koordinat olarak değerlendirmek, tek başına tarihî bir kanıt oluşturmaz.

Tabanca, Terazi, Kılıç ve Kazma Figürleri
Tabanca Biçimli İşaret

Bir kayanın üzerindeki şekil tabancaya benzetilebilir.

Fakat bu benzerlik tek başına belirli bir döneme, kişiye veya gömüye işaret etmez.

Namlu yönünden metre hesabı yapmak, mermi sayısından hedef belirlemek veya şeklin yanındaki çarpıyı doğrudan define noktası kabul etmek doğrulanmış yöntemler değildir.

Terazi Figürü

Terazi figürü kefeleri ve denge unsurlarıyla kolayca tanımlanabilir.

Buna rağmen figürün mutlaka tüccar gömüsünü gösterdiğini veya ağır kefenin hazine yönünü belirlediğini söylemek için yeterli kanıt yoktur.

Motifin bulunduğu yapı ve diğer figürlerle ilişkisi çok daha önemlidir.

Kılıç Figürü

Kılıç biçimindeki bir figür askerî, sembolik veya dekoratif amaç taşıyabilir.

Cesaret, güç veya adalet gibi anlamlar yüklenmesi mümkündür; fakat bunların doğrudan hazine konumunu göstermesi gerekmez.

Bir şeklin gerçekten kılıç olup olmadığı bile yüzeyin aşınma durumuna göre tartışmalı olabilir.

Kazma Figürü

Kazma benzeri bir şekil gerçekten bir araç tasviri olabilir.

Ancak sapın bir yönü, ucun başka bir hedefi veya şeklin farklı bölümleri için sabit mesafe kodları olduğunu söylemek için güvenilir kanıt gerekir.

Birden fazla belirsiz işareti yan yana getirerek kesin bir hazine haritası oluşturmak da belirsizliği ortadan kaldırmaz.

Define İşaretlerinin Antik Çağdan Kaldığı İddiası Ne Kadar Doğru?

İnsanlar tarih boyunca kayalara, taşlara, mezarlara, mimari yapılara ve çeşitli eşyalara farklı amaçlarla izler bıraktı.

Bu nedenle bugün görülen her işareti tek bir “define alfabesi”nin parçası olarak değerlendirmek doğru değildir.

Bir sembolün Roma, Bizans, Osmanlı, Orta Çağ veya daha eski bir döneme ait olduğu iddiası somut bağlam ve kaynaklarla desteklenmelidir.

“Bölgede hep böyle anlatılır” şeklindeki halk anlatıları tarihsel açıdan değerli olabilir; ancak bunlar tek başına arkeolojik kanıt değildir.

Fotoğraftan Define İşareti Çözülür mü?

İnternette en sık karşılaşılan yöntemlerden biri, bir kaya fotoğrafını paylaşarak “burada ne var?” diye sormaktır.

Fakat tek fotoğraf ciddi sınırlamalara sahiptir.

Çünkü:

Ölçek bilinmeyebilir.
Işığın geliş açısı şekli değiştirebilir.
Kaya yüzeyindeki aşınma ayrıntıları yanıltabilir.
Doğal çatlaklar insan yapımı şekillere benzeyebilir.
Fotoğraf çevredeki tarihsel bağlamı göstermeyebilir.
Aynı şekle farklı kişiler tamamen farklı anlamlar verebilir.

Yapay zekâ veya görüntü düzenleme programlarıyla bir şekli daha belirgin hale getirmek de ona tarihsel bir kimlik kazandırmaz.

Görüntüyü netleştirmek, kanıt üretmek değildir.

Metal Dedektörü İşareti Doğrular mı?

Bir kaya işaretinin yanında metal dedektöründen sinyal alınması, o işaretin hazine şifresi olduğunu kanıtlamaz.

Toprağın altında güncel metal parçaları, demir, bakır veya başka metal nesneler bulunabilir.

Dedektör bir metal varlığına ilişkin ölçüm sağlayabilir; fakat tek başına metalin tarihini, kültürel değerini veya orada neden bulunduğunu açıklayamaz.

Bu nedenle teknik ölçüm, tarihsel yorum ve hukuki durum birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Bir Define İşaretiyle Karşılaşıldığında Ne Yapılmalı?

Tarihî olabileceğini düşündüğünüz bir kaya veya yapı gördüğünüzde en önemli konu, ona zarar vermemektir.

Kaya yüzeyini:

kırmayın,
kazımayın,
oymayı derinleştirmeyin,
boya veya kimyasal madde sürmeyin,
taşları yerinden sökmeyin,
tarihi yapının duvarlarını dağıtmayın.

Görüntüyü ve çevresini müdahale etmeden belgelemek, değerlendirme açısından çok daha değerlidir.

Korunması gereken bir kültür varlığı ihtimali bulunuyorsa ilgili müze müdürlüğü veya yetkili idareye bildirim yapılması gerekir. Kaynak metinde de 2863 sayılı Kanun'un bildirim ve koruma hükümlerinin dikkate alınması gerektiği belirtiliyor.

Kuyu, Mağara ve Tünellere Dikkat

Define işareti olduğu düşünülen bir kuyu, mağara veya tünele girmek ayrıca ciddi güvenlik riski oluşturabilir.

Göçük, düşme ve tehlikeli atmosfer gibi riskler, içeride gerçekten bir tarihî eser veya hazine olup olmamasından bağımsızdır.

Bu nedenle yalnızca bir sembolün peşinden giderek kuyuya veya kapalı alana girmek doğru değildir. Şüpheli mühimmat ya da devam eden kaçak müdahale görülmesi halinde bölgeden uzaklaşarak yetkililere haber verilmelidir.

Sonuç: Her İşaret Bir Define Haritası Değildir

Define işaretleri konusunda internette çok sayıda iddia bulunuyor.

Yılanın yönünden metre hesabı yapmak, üçgenin köşelerini mezarlara çevirmek, kuşun baktığı yerde hazine aramak veya bir oyuktan kesin servet miktarı çıkarmak kulağa ilgi çekici gelebilir.

Ancak arkeolojik değerlendirme, sembolü ezberlenmiş bir şifre gibi okumaktan çok daha karmaşık bir süreçtir.

Bir işaretin anlamını anlayabilmek için onun:

nerede bulunduğu + nasıl yapıldığı + hangi yapıyla ilişkili olduğu + hangi döneme ait olabileceği + çevresindeki diğer bulgular

birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle Hazineciyiz.com olarak temel yaklaşımımız şu olmalı:

Önce işareti tanımla, sonra bağlamını araştır; kanıt olmadan hazine sonucu çıkarma.

Bu yaklaşım hem tarihî mirasın korunmasına hem de define konusunda yanlış bilgilerin yayılmasının önüne geçilmesine yardımcı olur.